Bilgi Dagarcigi


>
Arkadaşlar biliyorsunuz ki 16 ARALIK Perşembe günü Muharrem ayının 10. günü ve dolayısıyla da AŞURE GÜNÜ. Ben bir hafta evel yaptım ama inşallah perşembe günü yine tekrarlıyacağım.
Aşağıda net den aldıklarım birkaç önemli bilgiler umarım herkesinde işine yarar.
Aşure yapımı her yöreye göre ayrılık göstersede ben sadece yukardaki Aşureme neler eklediklerimi yazıyorum:

1 bardak Aşurelik Buğday
1/2 bardak Nohut (önceden ıslanmış ve haşlanmış)
1/2 bardak Fasulye(önceden ıslanmış ve haşlanmış)
1/2 bardak Pirinç
1/2 bardak Kuş üzümü
1/2 bardak kuru kayısı
1/2 bardak İncir
Şeker, bir fiske tuz, yeterince su

Üzerine:
Nar taneleri
Ceviz
Fıstık
Badem
Tarçın

Muharrem Ayı ve Aşure Günü(net den alınmıştır)

“Şehrullahi’l-Muharrem” olarak meşhur olan, yani “Allah’ın ayı Muharrem” olarak bilinen Muharrem ayı, İlahi bereket ve feyzin, Rabbani ihsan ve keremin coştuğu ve bollaştığı bir aydır.

Allah’ın ayı, günü ve yılı olmaz, ancak Allah’ın rahmetine ermenin önemli bir fırsatı olduğu için Peygamberimiz tarafından bu şekilde ifade edilmiştir.
Âşura Günü ise Muharrem’in 10. günüdür. Âşura Gününün Allah katında ayrı bir yeri vardır. Bugünde Cenâb-ı Hak on peygamberine on çeşit ikramda bulunmuş ve kudsiyetini arttırmıştır. Bu günlerde oruç tutmak çok faziletlidir.
Hicrî Senenin ilk ayı olan Muharrem ayının 10. günü Âşura Günüdür. Muharrem ayının diğer aylar arasında ayrı bir yeri olduğu gibi, Âşura Gününün de diğer günler içinde daha mübarek ve bereketli bir konumu bulunmaktadır.
Âşura Gününün Allah katında da çok seçkin bir yerinin olduğunu Fecr Sûresinin ikinci âyeti olan “On geceye yemin olsun” ifâdelerinin tefsirinden öğrenmekteyiz.
Bazı tefsirlerimizde bu on gecenin Muharrem’in Âşurasine kadar geçen gece olduğu beyan edilmektedir.(1)

Cenâb-ı Hak bu gecelere yemin ederek onların kudsiyet ve bereketini bildirmektedir.

Bugüne “Âşura” denmesinin sebebi, Muharrem ayının onuncu gününe denk geldiği içindir. Hadis kitaplarında geçtiğine göre ise, bu güne bu ismin verilmesinin hikmeti, o günde Cenâb-ı Hak on peygamberine on değişik ikram ve ihsan ettiği içindir. Bu ikramlar şöyle belirtilmektedir:
1. Allah, Hz. Musa’ya (a.s.) Âşura Gününde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.
2. Hz. Nuh (a.s.) gemisini Cûdi Dağının üzerine Âşura Gününde demirlemiştir.
3. Hz. Yunus (a.s.) balığın karnından Âşura Günü kurtulmuştur.
4. Hz. Âdem’in (a.s.) tevbesi Âşura Günü kabul edilmiştir.
5. Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Âşura Günü çıkarılmıştır.
6. Hz. İsa (a-s.) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir.
7. Hz. Davud’un (a.s.) tevbesi o gün kabul edilmiştir.
8. Hz. İbrahim’in (a.s.) oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur.
9. Hz. Yakub’un (a.s.), oğlu Hz.Yusuf’un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır.
10. Hz. Eyyûb (a.s.) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.(2)
Hz. Âişe’nın belirttiğine göre, Kabe’nin örtüsü daha önceleri Âşura gününde değiştirilirdi.
İşte böylesine mânalı ve kudsî hâdiselerin yıldönümü olan bu mübarek gün ve gece, Saadet Asrından beri Müslümanlarca hep kutlana gelmiştir. Bugünlerde ibadet için daha çok zaman ayırmışlar, başka günlere nisbetle daha fazla hayır hasenatta bulunmuşlardır. Çünkü, Cenab-ı Hakkın bugünlerde yapılan ibadetleri, edilen tevbeleri kabul edeceğine dair hadisler mevcuttur.
Âşura Gününde ilk akla gelen ibadet ise, oruç tutmaktır. Muharrem ayı ve Âşura Günü, Ehl-i Kitap olan Hıristiyan ve Yahudiler tarafından da mukaddes sayılırdı. Nitekim, Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Medine’ye hicret buyurduktan sonra orada yaşayan Yahudilerin oruçlu olduklarını öğrendi.
“Bu ne orucudur?” diye sordu.
Yahudiler, “Bugün Allah’ın Musa’yı düşmanlarından kurtardığı Firavun’u boğdurduğu gündür. Hz. Musa (a.s.) şükür olarak bugün oruç tutmuştur” dediler.
Bunun üzerine Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam da, “Biz, Musa’nın sünnetini ihyaya sizden daha çok yakın ve hak sahibiyiz” buyurdu ve o gün oruç tuttu, tutulmasını da emretti.(3)
Aşûra günü yalnız ehl-i kitap arasında değil, Nuh Aleyhisselâmdan itibaren mukaddes olarak biliniyor, İslam öncesi Cahiliye dönemi Arapları arasında İbrahim Aleyhisselâmdan beri mukaddes bir gün olarak biliniyor ve oruç tutuluyordu.
Bu hususta Hazret-i Âişe validemiz şöyle demektedir:
“Âşûrâ, Kureyş kabilesinin Cahiliye döneminde oruç tuttuğu bir gündü. Resulullah da buna uygun hareket ediyordu. Medine’ye hicret edince bu orucu devam ettirmiş ve başkalarına da emretti. Fakat Ramazan orucu farz kılınınca kendisi Âşûrâ gününde oruç tutmayı bıraktı. Bundan sonra Müslümanlardan isteyen bugünde oruç tuttu, isteyen tutmadı.” ‘Buhari, Savm: 69.
O zamanlar henüz Ramazan orucu farz kılınmadığı için Peygamberimiz ve Sahabileri vacip olarak o günde oruç tutuyorlardı. Ne zaman ki, Ramazan orucu farz kılındı, bundan sonra Peygamberimiz herkesi serbest bıraktı. “İsteyen tutar, isteyen terk edebilir” buyurdu.(4) Böylece Âşura orucu sünnet bir oruç olarak kalmış oldu.
Âşura orucunun fazileti hakkında da şu mealde hadisler zikredilmektedir.
Bir zat Peygamberimize geldi ve sordu:

“Ramazan’dan sonra ne zaman oruç tutmamı tavsiye edersiniz?”
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam, “Muharrem ayında oruç tut. Çünkü o, Allah’ın ayıdır. Onda öyle bir gün vardır ki, Allah o günde bir kavmin tevbesini kabul etmiş ve o günde başka bir kavmi de affedebilir” buyurdu.(5)
Yine Tirmizi�de de geçen bir hadiste Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:
“Âşura Gününde tutulan orucun Allah katında, o günden önce bir senenin günahlarına keffaret olacağını kuvvetle ümit ediyorum.”(6)
“Ramazan ayından sonra en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur�(7) hadis-i şerifi ise, bu günlerde tutulan orucun faziletini ifade etmektedir.
Bu hadisin açılamasında İmam-ı Gazali, “Muharrem ayı Hicrî senenin başlangıcıdır. Böyle bir yılı oruç gibi hayırlı bir temele dayamak daha güzel olur. Bereketinin devamı da daha fazla ümit edilir” demektedir.
Gerek Yahudilere benzememek, gerekse orucu tam Âşura Gününe denk getirmemek için, Muharrem’in dokuzuncu, onuncu ve on birinci günlerinde oruç tutulması tavsiye edilmiştir.
Bu mânâdaki bir hadisi İbni Abbas rivayet etmektedir. Bunun için, müstehap olan, aşure Gününü ortalayarak, bir gün önce veya bir gün sonra oruç tutmaktır.
Bu günde oruçtan başka hayır, hasenat ve sadaka gibi güzel âdetlerin de yaşatılması isabetli ve yerinde olacaktır. Herkes imkânı nisbetinde ailesine, akraba ve komşularına ikramda bulunur; bugünlerin faziletini bildiren hâdiseleri hatırlayarak ihsanda bulunursa şüphesiz sevabını kat kat alacaktır. Bilhassa, Peygamberimiz, mü’minin aile efradına Âşura Gününde her zamankinden daha çok ikramda bulunmasını tavsiye etmiştir.
Bîr hadiste şöyle buyurular: “Her kim Aşura Gününde ailesine ve ev halkına ikramda bulunursa, Cenab-ı Hak da senenin tamamında onun rızkına bereket ve genişlik ihsan eder.”(9) Bu aile mefhumunun içine akrabalar, yetimler, kimsesizler, konu komşular da girmektedir. Fakat, bunun İçin fazla külfete girmeye, aile bütçesini zorlamaya lüzum yoktur. Herkes imkânı ölçüsünde ikram eder.
Âşura gününün manevi ve berraklığı üzerinde Kerbela karanlığının kesafeti de görülmektedir. 61. hicret yılının Muharrem’ine ait 10. gününde Hazret-i İmam Hüseyin (r.a.) 55 yaşında iken Sinan bin Enes isimli bir hain tarafından Kerbelâ’da hunharca şehit edilmiştir. Bu gadr ve zulmün arkasında Emevi Halifesi Yezid, onun Küfe valisi İbni Ziyad vardır. Yarım asır öncesinden Peygamberimizin bizzat haber verildiği bu ciğerleri yakan olay Hazret-i Hüseyin’i Cennet gençlerinin efendisi olma şanına yüceltmiştir.

Şehitler mükâfatını almış en yüce mertebelere ulaşmıştır. Yüce Allah’ın da zalimlere hak ettikleri cezayı en âdil bir şekilde vereceğinden şüphemiz yoktur. Kader hükme boyun eğen her mü’min bu olaya üzülür, ancak itidalini ve soğukkanlılığını kaybetmez. Duyguları yanlışlara ve taşkınlıklara götürmez. Çünkü meydana gelen bütün olaylar ezelî takdirin bir hükmüdür. Bu açıdan bunu bir “yas merasimi” haline dönüştürmek ehli-i sünnetin itikat ve inancına aykırıdır.

1) Hak Dini Kur ân Dili. 8 5793.
2) Sahih-i Müslim Şerhi, 6:140.
3) Ibtıı Mâce, Siyam: 31.
4) Müslim. Siyam: 117.
5) Tîrmizî. Savm: 40.
6) A.g.e., Savın: 47.
7) İbni Mâce. Siyam: 43.
8) İhyâ, 1:238
9) et-Tergîb ve’l-Terhİb, 2:116.

AŞURE HAKKINDA ÖZET BİLGİ(net den alınmıştır)

“Aşure” sadece “tatlı” olmanın ötesinde daha derin ve mistik anlamlar içermektedir.

Bu nedenle Aşure, bir ‘’simge tatlı’’ olmuş ve geçmişten günümüze pek çok farklı din ve kültürde yer bulmuş, benimsenmiştir.

Aşure’nin kökeni:

Aşure’nin, efsanevi Nuh tufanından sonra yeryüzünde pişen ilk yemek olduğuna inanılır. Tufanın sona ermesinden sonra Nuh Peygamber’in dünya üzerindeki yaşamın devam edeceğini anlaması üzerine, gemide kalan malzemelerin bir araya getirilip pişirilmesi mitolojik olarak şöyle dile getirilmektedir :

“..Birisi bir avuç buğday, diğeri bir avuç üzüm, diğeri bir avuç nohut getirdi. Yedi çeşit hububat ile Nuh onlara yemek pişirdi. Nebilerinin bereketiyle doydular. Tufandan sonra yeryüzünde pişen ilk yemekti bu. Ve insanlar bu şükran yemeğini Aşure Günü pişirmeyi adet edindiler.”

Aşure, bu özelliği nedeniyle, binlerce yıldan beri, çok geniş bir coğrafyada farklı kültürler tarafından benimsenmiş ve ifade ettiği derin anlamlar nedeniyle bir çok kültürel değerin simgesi olmuştur.

Bu bağlamda, “Aşure” semavi dinlerin birleştiği bir kültürel değer olmasının yanısıra çokkültürlülüğün; çok sesliliğin ve içiçe geçmişliğin simgesi olduğu için “Medeniyetler İttifakı”nın özü niteliğindedir.

Ortakyaşamın sürdürülebilmesi:

Aşure, hayatın; yaratılmış tüm canlılar tarafından paylaşılması gereken bir “ortakyaşam” olduğu mesajını verir. Sürdürülebilir ve bereketli bir ortakyaşam için, hoşgörü, paylaşabilme, şükretme ve birlikte yaşama kavramlarının gerektiğini hatırlatır.

Aşure, simgesel olarak şöyle ifade edilmektedir:

– “Bereketli”

– “Şifalı”

– “Matem/ Ağıt yiyeceği”

– “Beraberlik sembolü”

– “Kültürel çeşitlilik sembolü”

– “Azı çok etmenin, yokluktan bereket çıkarmanın sırrı”

– “Paylaştıkça çoğalmanın simgesi”

– “İrili ufaklı, tatlılı ekşili taneler bütünü”

– “Tatlıyla tuzlunun en aykırı biçimde yanyana geldiği, dünyanın en karmaşık, en karşıt, en sofistike tatlısı”

– “Din, mezhep, ırk ve siyasal görüşleri ne olursa olsun, bu topraklarda yaşayan insanların birkaç günlüğüne de olsa o bir tabak dolusu bereketin etrafında birleşmesi.”

Aşure’nin ismi neleri çağrıştırıyor?

– Aşure ismi Arapça “Aşara” (10) dan gelmekte ve Hicri yılın ilk ayı olan Muharrem’in 10. gününü işaret etmektedir.

İnanılır ki bu “simge gün”;

– Dünyanın yaratıldığı gündür.

– Adem ile Havva’nın cennetten çıkarıldığı gündür.

– Peygamberlerin (İbrahim-Musa- İsa -Yahya) doğduğu gündür.

– Musa Peygamber ve kavminin Mısır’dan göç ettiği gündür.

– Yakup Peygamber’in oğlu Yusuf’a kavuştuğu gündür.

– Eyyub Peygamber’in yaralarının iyileştiği gündür.

– Nuh Peygamber’in gemisinin Cudi dağına oturduğu gündür.

– İmam Hüseyin’in Kerbela’da şehit edildiği gündür.

Bu nedenle,

– Tevrat; Aşure Günü’nü “Kefaret Günü” olarak gösterir

– Hristiyanlar mahşer gününün, Aşure Günü geleceğine inanır

– İslamiyetten önce Museviler; Aşure Günü Orucu tutarlar (dı).

– Cahiliye devrinde Araplar; Aşure Günü Orucu tutarlar (dı).

– Ramazan ayında oruç farz oluncaya kadar müslümanlar Aşure Günü Orucu tutarlar (dı).

– Şiiler Muharrem ayının 10. gününü matem günü sayarlar ve Muharrem’in 1’i ile 10’u arasında et yemezler, yeni bir şey giymezler, yeni bir işe başlamazlar, dövünerek yas tutarlar.

Aşure kültürü Anadolu’da yaşıyor

Aşure bugün en çok Anadolu’da geleneksel konumunu ve önemini korumakta ve yaşamaktadır. Bunda; bir uygarlıklar beşiği olan Anadolu’nun, Aşure’nin ifade ettiği derin anlamları yeterince iyi yorumlamış olmasının payı büyüktür.

>
Bu gün bahçeye giderken yolda topladığım nefis böğürtlenleri yıkayıp hemen 1×1 reçel şekeri ekliyerek 1-2 tasim kaynattım, sonrada blenderdan geçirdim ve kavanozlara sıcak olarak koyarak agızlarını kapayıp, ters çevirdim.
Bögürtlen marmelatini soğuyunca kavanozlari doğrultup kisin yemek icin serin bir köseye kaldırdım.
Yapmak isteyenler kolayca bir tarif.
Afiyet Olsun….

Bögürtlenin Faydalari:
Düzenli yenen böğürtlen yaşlılıktan kaynaklanan hafıza kayıplarını önlüyor.

Böğürtlenin sıkılarak elde edilen suyu ishallerde çok faydalıdır. Ancak böğürtlen suyu saklanamaz taze içmek gerekir. Saklanırsa sirkeleşir.

Ağız yaralarında, gerek taze ve gerekse kurutulmuş 20 gram böğürtlen yaprağı 1 litre suda haşlanırsa, bu çay ağız yaraları için çok faydalıdır.

Kurutulmuş yapraklarından yapılan şurubunun kanı temizleyici etkisi de var. Bu şurup öksürüğü olanlara da iyi geliyor.

Ayak yorgunluklarında, böğürtlenin sürgünleri ve kökleri 100 grama 1 litre su ölçüsüyle kaynatılırsa, ılıyınca ayak banyosu olarak kullanılabilir. Ayak yorgunluklarına çok iyi gelir.

Güzellik için, böğürtlen çiçekleri ise 50 grama bir 1 litre su ölçüsü ile kaynatıldığı zaman, elde edilecek bu şifalı su eller için çok iyi bir güzellik losyonudur.

Her gün yenen bir avuç böğürtlen kanserden korur. Yapılan araştırmalar böğürtlenin, bünyesinde barındırdığı antioksidanların bağışıklık sistemini güçlendirerek kanser türlerine karşı koruyucu etkisi olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Kanı incelterek kan şekerini dengeleyen böğürtlen, diyabet rahatsızlıkları olan hastalar için önemli bir şifa kaynağı

Yaprakları kaynatılarak suyu ile gargara yapılırsa, diş eti ve bademciklerdeki iltihaplara iyi gelir

Kökleri kaynatılarak suyu içilirse böbrek kumunun ve taşlarının düşmesine yardımcı olur.

Böğürtlenden şurup ve reçel de yapılır. Şurubu göğüs ve solunum yolları rahatsızlıklarında oldukça yararlıdır.

Böğürtlen yaralara sürülürse iyileşmelerini kolaylaştırır.

İyi bir antioksidandır. Vücuttaki zararlı maddelerin temizlenmesine yardımcı olur.

Tansiyonu düşürür ve bedeni güçlendirir.

Olgun böğürtlen idrar söktürücüdür ve kabızlığa iyi gelir.

Tok tutan bir meyve olan böğürtlen zayıflamak isteyenler için de bire bir…

İnternethaber

>Tüm islam dünyasinin ve bu yaziyi okuyan tüm arkadas ve dostlarin Ramazani Hayirli Olsun!
RAMAZAN ORUCU
Soru: Orucun farzlari nelerdir?

Cevap: Islâmin bes sartindan dördüncüsü, mübârek Ramazan ayinda, hergün oruç tutmaktir. Oruç, hicretten onsekiz ay sonra, Sa’bân ayinin onuncu günü, Bedr gazâsindan bir ay evvel farz oldu. Ramazan, yanmak demektir. Çünkü, bu ayda oruç tutan ve tevbe edenlerin günâhlari yanar, yok olur. Ramazanda oruç tutmak akil bâlig olan her müslümana farzdir.

Orucun farzlari

1- Niyet etmek,

2- Niyeti ilk ve son vakitleri arasinda yapmak,

3- Fecr-i sâdik, ya’nî tan yeri agarmasindan, günesin batmasina kadar olan zaman [ya’nî ser’î gündüz] içinde, orucu bozan seylerden sakinmaktir.

Ramazanin girisi

Soru: Ramazanin girisi nasil tespit edilir?

Cevap: Hadîs-i Serîfte, (Ayi görünce oruç tutunuz! Tekrar görünce, orucu birakiniz!) buyuruldu. Bu emre göre, Ramazan ayi, hilâlin [yeni ayin] görülmesi ile baslar. Hilâli görmeden önce yapilan hesâb ile, takvîm ile baslamak câiz olmaz.

Sa’bân ayinin otuzuncu gecesi, günes gurûb edince, hilâli aramak vâcib-i kifâyedir. Oruç, fecrin agarmasindan, günes batincaya kadar, yemeyi, içmeyi ve cimâ’i terketmektir.

Orucun niyet vakti

Soru: Orucun niyet vakti ne zaman baslar?

Cevap: Bir gün evvel günes batmasindan, oruç günü (Dahve-i kübrâ)ya kadar, Ramazan orucuna kalb ile niyet etmek de farzdir. Belli gün olan adak orucunun ve nâfile orucun niyet zamani da böyledir.

Hergün ayri niyet etmek lâzimdir. Ramazan orucuna niyet ederken, Ramazan demeyip, yalniz oruç demek veya nâfile oruç demek de câizdir. Dahve-i kübrâ vakti, oruç müddetinin ya’nî ser’î gündüz müddetinin yarisidir ki, zevâl vaktinden öncedir.

Fecr, ya’nî imsâk vaktinden evvel niyet ederken, (Niyet ettim, yarin oruç tutmaya) denir. Imsâktan sonra niyet ederken, (bugün oruç tutmaya) denir. Ramazan-i Serîf orucu, her müslümana farz oldugu gibi, tutamiyanlarin kazâ etmeleri de farzdir. Kazâ ve keffâret orucuna ve mu’ayyen olmayan adak oruçlarina fecrden sonra niyet edilemez.

Hayvan zekâti

Soru: Hayvanlarin zekâti var midir?

Cevap: Yilin yaridan fazlasinda parasiz çayirda otliyan hayvanlar, üretmek için, [sütü için] olursa, bunlara (Sâime) hayvan denir. Sâime hayvan sayisi, nisâb miktari olduktan bir yil sonra, zekâti verilir. Yün için, yük tasimak için, binmek için olursa, sâime denilmez ve zekât lâzim olmaz. Deve, sigir gibi baska cinsden sâime hayvanlar, birbirlerine ve diger ticâret esyâsina eklenmez.

Deve zekâti: Devenin nisâbi bestir. Bes devesi olan, bir koyun verir.

Sigir zekâti: Sigirin nisâbi otuzdur. Otuz sigir için bir adet, bir yasini asmis erkek veya disi buzagi verilir. Kirktan ellidokuza kadar sigiri olan, bir adet, iki yasini bitirmis, erkek veya disi dana verir. Manda zekâti, sigir gibidir.

Koyun zekâti: Koyunun nisâbi kirktir. 40’dan 120’ye kadar koyunu olan, yalniz bir koyun verir.

Kimler oruç tutmaz

Soru: Hasta olanlar nasil oruç tutar?

Cevap: Dînimiz, insana yapamiyacagi isleri yüklememistir. Ibâdetlerde her türlü kolayligi göstermistir. Meselâ, hasta, hastaligi artacak ise, hâmile kadin, süt veren kadin, harbeden asker zayif olursa, oruç tutmaz. Iyi olunca kazâ eder.

Sefere çikan, ya’nî üç günlük yola [104 kilometreye] gitmek için niyet ederek yola çikan, seferî olur. Böyle misâfir, orucunu ertesi gün bozabilir ve Ramazandan sonra kazâ eder ise de, zarar etmezse, tutmasi efdaldir.

Yolda ve onbes günden az kalacagi yerde tuttugu orucu bozarsa, keffâret lâzim olmaz. Misâfirligi bitip evine gelince veya gittigi yerde onbes gün kalmaya niyet edince, tutmadigi günleri kazâ eder.

Hasta, hastaliginin artmasyndan veya iyi olmasinin gecikmesinden yâhud siddetli agri gelmesinden korkar ise, oruç tutmayip sonra kazâ eder. Bu, Tabîb-i müslim-i hâzik’in söylemesi ile anlasilir. Hâzik, mütehassis, uzman olmak demektir. Kâfir ve fâsik, ya’nî büyük günâh isledigi bilinen tabîbe muâyene ve tedâvî, zarûrî hâllerde câizdir. Fakat bunlarin sözleri ile ibâdet bozulmaz. Orucunu bozarsa, keffâret lâzim olur.

Ba’zi agir hastalar hariç hemen hemen her hasta oruç tutabilir. Yillarca oruç tutturulmayan birçok hastaya, yakinen tanidigimiz dahiliye mütehassisi bir doktor, oruç tutturdu. Ilâçlarin dozlarini oruç vaktine, ya’nî sahura ve imsâka göre ayarladi. Hastalarin en ufak bir sikintisi olmadi. Yeter ki doktor, hastasinin oruç tutmasini istesin. Pesin hükümlü olmasin. Tedâviyi ona göre ayarlar. Bu olmiyacak bir is degildir. Bunun için dînimiz, her doktorun degil, o bransta mütehassis olma sartini ve müslüman olmasi sartini getirmistir. Mütehassisi olmazsa yanlis karar verebilir. Sâlih müslüman degilse, dînin emir ve yasaklarina önem vermiyecegi için, bunun sözünü de ölçü kabûl etmemistir.

Ihtiyâr olup, ölünceye kadar Ramazan orucunu veya kazâya kalmis oruçlarini tutamiyacak kimse ve iyi olmasindan ümit kesilen hasta, oruç tutmaz, fakat gizli yer. Böyle kimse zengin ise, hergün için bir fitra, ya’nî binyediyüzelli gram bugday veya un veya kiymeti kadar altin veya gümüs parayi, bir veya birkaç fakîre verir. Ramazanin basinda veya sonunda toptan hepsi bir fakîre de verilebilir. Fidye verdikten sonra hasta iyilesirse, Ramazan oruçlarini ve kazâ oruçlarini tutar.

Kutuplarda oruç

Soru: Kutuplarda olan nasil oruç tutar?

Cevap: Kutuplara ve Ay’a giden müslümanin da, seferî degilse, Ramazanda gündüzleri oruç tutmasi lâzimdir.

24 saatten daha uzun günlerde, oruca saatle baslar ve saatle bozar. Gündüzü böyle uzun olmiyan bir sehirdeki müslümanlarin zamanina uyar. Eger oruç tutmazsa, gündüzleri uzun olmayan yere gelince kazâ eder.

Oruç çesitleri

Soru: Kaç çesit oruç vardir?

Cevap: Sekiz çesit oruç vardir. Bunlar sunlardir:

1- Farz oruçlar: Iki kisimdir. Birincisi, belli bir zamanda tutulan Ramazan-i Serîf orucu.

2- Ikincisi, belli bir zamanda olmiyan kazâ ve keffâret oruçlari.

3- Vâcib oruçlar: Bunlar da, mu’ayyen olur. Belli gün veya günler oruç tutmayi adamak gibi.

4- Gayri mu’ayyen oruçlar: Herhangi bir gün veya birkaç gün oruç adamak gibi.

5- Sünnet olan oruçlar: Muharremin dokuzuncu ve onuncu günleri oruç tutmak gibi.

6- Müstehab oruçlar: Her Arabî ayin 13, 14 ve 15. günleri oruç tutmak gibi.

7- Harâm olan oruçlar: Ramazan bayraminin birinci günü ve Kurban bayraminin her dört günü oruç tutmak.

8- Mekrûh olan oruçlar: Muharremin yalniz onuncu günü, yalniz cumartesi günleri, Nevruz ve Mihrican günleri ve bütün sene, her gün oruç tutmak ve konusmamak sartiyla oruç tutmak mekrûhtur.

Orucu bozan seyler

Soru: Orucu bozan seylerin belli baslilari nelerdir?

Cevap: Ilmihâl kitaplarinda orucu bozan ve keffâret gerektiren hâller için genel kâide bildirilmistir. Gida veya devâ ya’nî ilâç olarak, faydali birsey yemek, içmek, zevk, keyif veren birseyi agizdan almak ve cima’ orucu bozar. Orucu bozan bu seyler, bilerek yapilinca hem kazâ hem keffâret gerekir.

Orucu bozup hem kazâyi, hem de keffâreti gerektiren husûslardan ba’zilari sunlardir:

1- Ramazan ayinda oruçlu oldugunu bildigi hâlde ve imsâktan önce niyetli iken, gündüz fâideli birsey yiyip içmek.

2- Sigara içmek.

3- Kan aldirmak ve giybet etmek gibi orucu bozmadigi iyi bilinen bir seyden sonra, orucu bozuldu sanarak bile bile yemek.

4- Ramazanin bir gününde, kazâ lâzim olan birseyi yaparak orucunu bozan kimse, baska gününde de bu seyi kasten yine yaparsa keffâret de lâzim olur.

5- Agzina giren kar, yagmur ve doluyu istiyerek yutmak.

6- Toprak yeme aliskanligi olan kimsenin, yenmesi âdet olan toprak ve kil yemesi.

7- Az tuz yemek.

8- Oruçlu oldugunu unutarak yiyen kimse, oruçlu oldugunu hatirladiktan sonra orucu bozulmadigini bildigi hâlde, yine yiyip içerse orucu bozulur. Hem kazâ hem de keffâret lâzim olur.

Orucu bozup sadece kazâ gerektiren hâller

1- Hatâ ile meselâ, abdest alirken bogaza su kaçmasi.

2- Kulaga yas, ilâç damlatmak, derideki yaradan içeri girecek ilâç koymak.

3- Vücuda, igne ile ilâç ve asi siringa etmek.

4- Kagit, pamuk, ot, pismemis pirinç, dari, mercimek tanesi gibi ilâç ve gida olmiyan birseyi yutmak.

5- Zorliyarak agiz dolusu kusmak.

6- Dislerin kanamasinda, yalniz kani veya tükürükle ayni miktardaki karisik kani yutmak.

7- Imsâk vaktinden sonra, daha gece zannederek yiyip içmeye devam etmek.

8- Günes batti, ezân okundu zannederek, iftâr vakti gelmeden yimek.

9- Oruçlu oldugunu unutup, yiyip içtikten sonra, orucum bozuldu diyerek, yiyip içmeye devam etmek.

10- Istimna, (mastürbasyon) yapmak. [Uykuda iken ihtilâm olmak orucu bozmaz.]

11- Tahâretlenirken içeri su kaçirmak.

12- Lavman yaptirmak, orucu bozar. Kadinlarin, kadin hastaliklarindan muayenelerinde oruç bozulabilir.

13- Zorla orucu bozdurulmus olmak.

14- Burna sivi ilâç damlatmak.

15- Burna kolonya çekmek. Burna çekmeyip sadece koklarsa bir zarari olmaz.

16- Baskalarinin içtigi sigara dumanini istiyerek çekmek.

17- Dis çektirmek için uyusturucu igne vurdurmak.

18- Astim hastalarinin, kriz hâlinde ilâçli sprey kullanmalari orucu bozar. Ilâçsiz oksijen gazi bozmaz.

19- Hastalarin, dil altindan, yutmasa da ilâç almasi orucu bozar.

Kalb rahatsizligi için saglam deri üzerine konan ve derinin gözeneklerinden emilerek kalbe fayda veren ilâç, saglam deri üzerine konuldugu için orucu bozmaz.

20- Kadinlarin ve erkeklerin ilâç olarak fitil kullanmalari orucu bozar. Fakat guslü gerektirmez.

Orucu bozmayan seyler

Soru: Orucu bozmayan seyler nelerdir?

Cevap: Bir ibâdeti yaparken, o ibâdetin farzlarini, vâciblerini, sünnetlerini, mekrûhlarini ve müfsitlerini ya’nî bozan seyleri de bilmek lâzimdir. Bunlar bilinmezse, yapilan ibâdet sihhatli olmaz. Hattâ öyle olur ki, ibâdet yaptigimizi zannettigimiz hâlde, o ibâdet bozulmus, ibâdet olmaktan çikmis olabilir.

Meselâ, orucun farzlarindan birisi, orucun baslayis vaktinden bitis zamanina kadar, orucu bozan seylerden sakinmaktir. Bunun için orucun farzlarini, mekrûhlarini ve müfsitlerini, ya’nî orucu bozan hâlleri ve bozmayan seyleri iyi bilmek lâzimdir.

Orucu bozmayan seylerden ba’zilari:

1- Oruçlu oldugunu unutarak yiyip içmek.

2- Ihtilâm olmak.

3- Tentürdiyot ve yas sürünmek ve sürme çekmek. (Bunlarin rengi, kokusu tükürükte, idrarda belli olsa bile orucu bozmaz.)

4- Giybet etmek. (Giybet orucu bozmaz ise de, harâmdir orucun sevâbini azaltir.)

5- Istemiyerek agiz dolusu kusmak.

6- Isteyerek, zorlayarak, biraz kusmak.

7- Kulagina su kaçmak.

8- Agzina, burnuna, bogazina toz, duman ve sinek kaçmak.

9- Oksijen gazi tüpü ile sun’î hava verilmek. (Gazin içine ilâç konmus ise bozar.)

10- Baskalarinin içtigi sigaranin dumani, sakindigi hâlde agzina burnuna girmek.

11- Agzini yikadiktan sonra, agzinda kalan yasligi tükürük ile yutmak.

12- Gözüne ilâç koymak.

13- Dis çukuruna ilâç koymak. (Tadi bogazda duyulsa bile bozmaz.)

14- Yutmadan yemegin tadina bakmak.

15- Çiçek, kolonya koklamak. Kolonyayi burnuna iyice çekerse bozulur.

16- Disleri arasinda sahur vaktinden kalan, nohuttan küçük seyi yutmak.

17- Gelen kusuntunun geri gitmesi.

18- Orucu bozmaya niyet edip de bozmamak.

19- Dis çektirmek. [Dis çekmek için morfin vurulmasi orucu bozar.]

20- Dis çektirince gelen kani tükürmek, yâhut tükürükten az ise yutmak da orucu bozmaz.

21- Arinin kendiliginden sokmasi.

Oruç keffâreti

Soru: Oruç keffâreti nedir, nasil tutulur?

Cevap: Keffâret, Ramazan ayinin hürmet perdesini yirtmanin, ya’nî Ramazan orucunu bile bile bozmanin cezâsidir. Oruç keffâreti için ard arda altmis gün oruç tutmak lâzimdIr. Ramazan günü özürsüz, bir orucu bozmanin cezâsi, altmis gün, bir gün kazâsi ile 61 gün oruç tutmaktir.

Bunun için keffârete halk arasinda “61” denmektedir. Keffâret sadece Ramazanda kasten bozulan orucun cezâsidir. Baska oruçlar bozuldugunda keffâret gerekmez.

Birkaç Ramazanda keffâretleri olan veya bir Ramazanda iki gün keffâreti olan kimse, birinci keffâreti yapmamis ise, ikisi için yalniz bir keffâret yapar. Birinci keffâreti yapmis ise, ikinci keffâreti de ayrica yapmasi lâzimdir.

Keffâret orucu, hastalik, yolculuk gibi bir özür ile veya bayram günlerine rastlamak sebebi ile bozulursa veya Ramazana rastlarsa, yeniden altmis gün tutmak lâzim olur. Kadinlar özür sebebiyle bozunca, yeniden baslamaz. Özrü bitince geri kalan günleri tutarak, altmisa tamamlar.

Devamli hasta veya yagli olup altmis gün oruç tutamiyan kimse, bir fakîri, bir günde iki defa doyurmak üzere altmis gün yedirir. Altmis fakîrin her birine 1750 gram bugday veya un, yahut bunlarin kiymeti kadar ekmek, baska mal veya altin, gümüs vermek veya bunlari bir fakîre altmis gün vermek de câiz olur.

Doyurmak için kâgit para da verilir. Oruç tutabilen kimsenin fakîrleri doyurmak sûretiyle keffâretten kurtulmaya çalismasi câiz degildir.

Kaynak: Ihlas net

>
Bu nefis tarifi blog dünyasinda tanistigim hemserim My Turkish Kitchen´den aldim. Bu harika tarif icin kendisine cok tesekkür ediyor. Arkadasima ugrayip harika blogunu ziyaret etmenizi tavsiye ediyorum, fazla ingilizcem olmasada bazi seyleri anlayip cevire bildim::))
Yaban Mesini ve Seftalili Muffens
Malzemeleri:
2 Yumurta
1 bardak Seker
1/2 bardak Sivi yag
1 pak. Kabartma tozu
1 pak. Vanilya
2 bardak Un
2 Seftali( soyulup küp kesilmis)
150 gr Yaban Mersini
Yapilisi:
Yumurtlar ve seker köpük köpük mikserle cirpilir. Icerisine yag ilave edilip devam cirpilir.
Sonra meyvalar haric diger malzemeler ilave edilerek 2 dakika daha cirpilmaya devam edilir. En son küp kesilmis seftali ve yaban mersinide ilave edilerek kasilka karistirilir.
Muffens kalibina muffens kagitlari dizilir ve 1-2 yemek kasigi hamurdan iclerine ekllenir.
175 derecde isinmis firinda 25-30 dakika kadar pisirilir ve firindan alinarak sogutulur ve servis yapilir.
Afiyet Olsun!
Not: Asagidaki Foto ve yazi sizlere bilgi olsun diye net den alinmistir!

FAYDALARI
* Yaprak ve kuru meyvelerinden yapılan çay ishal giderici özellik taşımaktadır.
* Yaban mersini çayının bayanlarda özel günlerin etkisini azalttığı ve düzene sokmaktadır.
* Yaban mersini çayının idrar yolu enfeksiyonlarında antibiyotik etkisi göstermektedir.
* Kansere karşı vücudu koruyan enzimleri aktive etmektedir.
* Anti kanserojen ve antioksidan özelliğe sahiptir.
* Yağlı bileşiklerin vücuttan atılmasını sağlar.
* Taze olarak yenildiğinde kanı temizler.
* Besleyici olmasına rağmen kalori ve sodyum içeriği düşüktür.
* Kan şekerini düşürür
* Bağırsak metabolizmasını düzenleyen lifli özelliği vardır.
* Kan kolesterolünü düşürür.
* Pektin içeriği yüksektir.
* Kalp krizi riskini azaltır.
* Gece görüş kabiliyetini artırır.
* HIV VİRÜSÜNÜN tekrarlanmasını azaltır.
* Damar elastikliği ve gözlerin geçirgenliğini artırır
* Vücutta biyoaktif madde olarak kullanılan polifenoller, aktokyaninler, flavanoller ve tanenlerce zengindir.
* Kansere karşı savaşan ELLAGIC-ASİT içeriği oldukça yüksektir.
* Diyetlerin sağlıklı ve çok değerli bir parçasıdır.
* Göz yorgunluğunu giderir, miyopluk ve şeker hastalığından kaynaklanan görme bozukluklarını engeller. Kamaşma, kılcal damar çatlaması ve gece körlüğünü ortadan kaldırır.
* Kabızlık, bulantı, mide kramplarını ve ülseri önler.
* Damar sertliği oluşumunu engeller.
* Varis ve basur’u (hemoroit) iyileştirir.
* Sakinleştirici özelliği vardır.
* Ağız içi yaralarını iyileştirir.
* İltihaplar için dezenfektan özelliği taşır potasyum içeriği son derece yüksektir
* Araştırmalara göre günde bir kâse yaban mersini, yaşlılık nedeniyle oluşan tahribatı önleyip hafızayı güçlendiriyor.

>
Simdi Kolza veya Kanola tarlalarini seyir etmek ve fotograflamanin tam zamani. Gördügüm güzellikleri karelemek benim icin büyük bir zevk. Sehirler arasi seyir ederken sapsari renkelerle bezenen tarlalar göz aliyor. Almanya da adi Rapsöl dedigimiz bu Kanola yagini severek sofralrimizda kullaniyoruz. Bu yag hakkinda net den buldugum bilgileri size aktarmak istiyorum. Ayrica net de Kanola yagi hakkinda negatif bilgilerede ulastim, ben memun oldugum icin bu bilgiyi paylasmayi uygun gördüm, sizler arastirarak karar vermeniz en uygunudur diye düsünüyorum.

KANOLA YAĞI

Kanola yağı en ideal yağ oranılarına sahip bir bitkisel yağdır.Benzerleri arsında en düşük doymuş yağ oranına sahiptir. Bu özelliğinin yanında ciddi miktarda Omega-3 yağı içerir. Zeytinyağının önemli bir alternatifi olan Kanola yağı zengin içeriğiyle tercih edilmesi gereken bir yağdır.

1 yemek kaşığı Kanola yağında (14 gram)

Kolesterol:0

Protein:0

E Vitamini:2.4 miligram

K Vitamini:266 mikrogram

Doymuş Yağ:1gram-1.7 gram

Doymamış yağ:12-13 gram

Tekli doymamış:8.2 gram

Çoklu doymamış:4 gram

Serbest yağ asidi:% 0.3

* Kanola yağı tekli doymamış yağlar yönünden zengin dolayısıyla kötü kolesterolü engelleme özelliğine sahiptir. Bu zeytinyağını da yararlı yapan özelliktir. Tekli doymamış yağ oranı zeytinyağında %73, kanola yağında ise bu orana çok yakın olup %63’tür.
* Kanola yağı ayçiçek yağından daha fazla ısı ya dayanır.
* Diyette serbest yağ asidi miktarının en az olması gerekir. Çünkü Serbest yağ asidi miktarının kanda kronik olarak yüksek seyrettiği durumlarda, pankreasın iyi çalışmadığı ve diyabet hastalığına ortam hazırladığı sonucuna varılmış bulunuluyor.

Kanola ve diğer yağlı tohumlar filizlenme sırasında aldıkları yağış miktarından ya da işlenmeden önceki depolanma koşullarından etkilenerek serbest yağ asidi miktarı artabilmektedir. Ancak bu miktarın binde 4’ten (%0.40) az olması ürünün kaliteli olarak nitelenmesi için yeterlidir. Kanada ya da Avustralya’da üretilen kanola yağları % 0.35 serbest yağ oranları içeriyorlar ve kaliteli olarak nitelendiriliyorlar.

Bu durumda ülkemizde üretilen kanola yağı için %0.30 serbest yağ oranı ile daha kaliteli diyebiliriz.

Not: Netten alinmistir.

>
Evlilik günü kutlamasi yapan cok kisi vardir, iste Almanyada belli yillarin evlilik günü kutlamalarina bir ünvan verilmis ve ona göre kutlaniyor. Yillar evel gazeteden kestigim bu “Bilinmesi gerekenler” diye tercüme edecegim yaziyi sizlerle paylasmak istedim. Ama ben hic birini kutlamadim oda bir gercek::))

Nikah kiyildigi yil “Yesil evlilik yili”
1. yilida “Kagit evlilik yil dönümü”
3. yilida “Deri evlilik yil dönümü”
5. yilida “Agac (veya odun) evlilik yil dönümü”
6 1/2. yilda “Kalay evlilik yil dönümü”
7. yilda “Bakir evlilik yil dönümü”
8. yilda “Sac (teneke) evlilik yil dönümü”
10. yilda “Gül (Gülller) evlilik yil dönümü”
12. yilda “Nikel evlilik yil dönümü”
12 1/2. yilda “Maydanoz evlilik yil dönümü”
15. yilda “Menekse evlilik yil dönümü”
20. yilda “Diken evlilik yil dönümü”
25. yilda “Gümüs. evlilik yil dönümü”
30. yilda “Inci evlilik yil dönümü”
35. yilda “Keten evlilik yil dönümü”
37 1/2 yilda “Alaminyum evlilik yil dönümü”
40. yilda “Yakut evlilik yil dönümü”
50. yilda “Alltin evlilik yil dönümü”
60. yilda “Elmas evlilik yil dönümü”
65. yilda “Demir evlilik yil dönümü”
67 1/2. yilda ” Tas evlilik yil dönümü”
70. yilda “lutuf, rahmet evlilik yil dönümü”
75. yilda ” Mücehverli Tac evlilik yil dönümü”

evet iste kutlamalar böyle adlaniliyor. Mesela arkadasim 25. evlilik yil dönümünde Alman arkadaslari gümüs rengi bantlar, kordaleler ve ciceklerle ev kapisini cevreleyerek süslemislerdi. Bazen de kapilarda bu gibi süslemeler görünce hangi yilin kutlamasi oldugunu kestire biliyorum. Mesela agac tahta evlilik yil döneminde, kapiya agactan yapilmis ufak figürler falan baglanir. Tabiki ziyafet sofrasida buna göre farklilik gösterir.
Tabiiki bu bir Alman kültürü, muhakak baska yabanci ülkelerde de vardir.

Bence en iyisi streslerin ve krizlerin yogun oldugu bu günlerde, her günün kiymetini bilip, her animizi sevdiklerimizle kutlarcasina gecirerek mutlu olup ALLAH´a sükür etmeliyiz.
Ne mutlu bir yastikta saglik ve mutlulukla 75 yil yasayan!!!

ve netten buldugum ve evlilik konusuna cok güzel yakisacagini düsündügüm bir Siir.

Evlilik
Dinle beni arkadaş
Hiç sevmemek delilik
Sevdiğinle bir savaş
Vermek değil evlilik

Ya zayıftır ya şişman
Herkes halinden pişman
Birbirinizi düşman
Görmek değil evlilik

Düşsen de bir batağa
Arzun kalkar atağa
Beraberce yatağa
Girmek değil evlilik

Bitince aşk oyunu
Cüce dersin boyunu
Nerdeyse tüm huyunu
Yermek değil evlilik

Görünce bir dilberi
Boşa dökme o teri
İmzalanan defteri
Dürmek değil evlilik

Söndürsen de korunu
Görmelisin torunu
Göz önüne sorunu
Sermek değil evlilik

Başlayınca bir döküm
Azalır mı hiç yüküm
Kral gibi bir hüküm
Sürmek değil evlilik

Muammer Baydere

>
Yünlü, pamuklu, ipek kumaşlar için elinizin altındaki sihirli leke çıkartıcıyı biliyor musunuz? Kuru fasulyenin haşlama suyu, içine tuz katılmadığı taktirde mükemmel bir temizleyicidir. Bunu sakın unutmayın.
ALÇI LEKESI
Ilık sirkeye batırılmış bir bezle silin.
ALKOL LEKESi
Cilalı ahşap üzerinde: Lekeli yerleri bir mantar tıpasıyla silin veya terebentinle ıslatın, sonra parlatın.
Masif ahşap üzerinde: Eter veya benzinle temizleyebilirsiniz. Leke çok inatçıysa, çakmak benzinini deneyiniz.
ALTIN TEMiZLiGi
Bir litre suya 15 gr. sabun rendesi ve 100 gr. amonyak ilave edin. Temizlemek istediğiniz altın eşyalarınızı bu karışımın içinde 1/2 saat kadar bırakın. Sonra, soğuk suyla çalkalayın ve bir deri parçasıyla temizleyin.
ALÜMINYUM TEMiZLiĞi
Kimi zaman alüminyum kaplarımız kirlenir ve lekelenir (özellikle bulaşık makinasında yıkadıktan sonra kararırlar). Bunların temizliği de kolaydır. İçinde kuzu kulağı pişirin veya süt kaynatın. Bozulan rengi eski haline dönecektir. Biraz zeytinyağı ile birkaç damla alkolü karıştırın ve yumuşak bir bezle alüminyum kaplarınıza sürün. Pırıl pırıl olacaklardır.
AMPULLERIN TEMIZLIĞI
En iyi temizleyici alkoldür. Ancak ampulün yüzeyi pütürlüyse bir kesilmiş soğan parçasıyla silin, sonra nemli bir bezle temizleyin. Ampulü temizledikten sonra ışığı yakmadan, üzerine bir iki damla parfüm sürün. Eviniz mis gibi kokacaktır.
AT KESTANESI
Elleriniz için:At kestanesi tozu ile ellerinizi yıkarsanız beyaz ve yumuşak olmalarını sağlarsınız. Çamaşırlar için: Özellikle beyaz çamaşırları at kestanesi suyuyla yıkarsanız kar gibi beyaz olurlar. Ayrıca, at kestanesiyle yıkanan çamaşırlar nemliyken ütülenirse kolalı gibi olur.
AYAKKABIDAKI LEKELER
SU LEKESI
Boyamadan önce vazelin sürün.
KÜF LEKELERI
Bir beze gliserin sürerek lekeleri silin.
spor ayakkabilar
Benzine batırılmış, eski diş fırçasıyla temizleyin.
açik renk ayakkabilar
Üzerindeki lekeler benzine batırılmış bir bezle silinirse yok olurlar.
koyu renk ayakkabilar
Üzerlerindeki lekeleri alkole batırılmış bezle temizleyin. Lekeler yok olacağı gibi ayakkabılarınız pırıl pırıl gözükecektir.
vernikli ayakkabilar
Süt ve limon suyu en tesirli temizlik maddesidir.
süet ayakkabilar
Süet ayakkabıların dökülen tüylerini kabartmak için onları, su buharına tutun. Sakın ıslakken fırçalamayın. İyice kuruyunca tel fırçayla fırçalayın.
LekeÇikarmaZanaati.doc Created by KASA p. 4 of 11
rugan ayakkabilar
Çatlamalarını önlemek için zeytinyağı veya vazelin sürün. Sıcaklık çatlamalarına sebep olacağı için serin yerde saklayın.
kahverengi ayakkabilar
Rengini değiştirip siyaha boyamak isterseniz önce çiğ patatesle ovalayın sonra siyah cila sürün.
AYNA TEMIZLIĞI
Aynanızı temizlemenin iki basit yolunu sıralayalım.
– Top haline getirdiğiniz gazete kağıdını, 2 ölçü su ve 1,5 ölçü sirke karışımına batırarak bununla aynanızı silin, sonra kuru bir bezle kurulayın.
-Yarıya kesilmiş çiğ patatesle aynayı ovalayın. Sonra içine az miktarda alkol katılmış suyla durulayın.
Sinekler karşı: Aynayı temizlediğiniz son suya alkol katarsanız sineklerin konmasını engellersiniz.
BALMUMU LEKESI
Lekeli yere bir kurutma kağıdı yerleştirip, balmumunu emmesi için üstünde sıcak ütüyü gezdirin.
BLUCINLERIN RENGI
Rengini devamlı olarak açılmasını istemiyorsanız, yeniyken içine bol miktarda tuz atılmış soğuk suda 12 saat kadar bırakın. Renginin belirgin bir sabitlik kazandığını göreceksiniz.
BOYA
Kokusundan rahatsız olursanız
Taze boya kokusunu yok etmek için iki çareden yararlanabilirsiniz.
-Boya kutusuna, litre başına 2 çorba kaşığı vanilya karıştırın.
-Veya boyadığınız odaya, içinde kesik bir soğan bulunan soğuk su dolu bir kap yerleştirin. Ekmek içiyle doldurulmuş bir tabak da aynı işi görecektir.
TEMIZLIĞI
Oda duvarlarını temizlemek daima can sıkıcı işler arasında yer alır. Üstelik bu işin püf noktaları bilinmiyorsa?
– Odanın ortasına, kaynar su dolu bir kap bırakın. Kapı ve pencereleri iyice kapatın. Meydana gelecek buhar duvarları nemlendireceğinden temizlik işiniz oldukça kolaylaşacaktır.
– Mutfak duvarlarının temizliği için kullanacağınız sabunlu suya bolca tuz ilave edin. Böylece duvarlardaki yağ ve is lekelerini kolaylıkla çıkartabilirsiniz.
– Boyalı duvarlarınızı, iyice yıkayıp kuruttuktan sonra, nişastalı suya batırdığıız süngerle silin. Böylelikle bir sonraki temizlik işlemini kolaylaştırmış olursunuz.
PARMAK IZLERI
– Duvarın boyasına zarar vermeden bu sevimsiz parmak izlerinden kurtulabilirsiniz.
– İzleri kesilmiş patates parçasıyla ovuşturun.
– Parafine buladığınız bir bezle silerseniz parmak izlerinin çıktıklarını görürsünüz.
LekeÇikarmaZanaati.doc Created by KASA p. 5 of 11
CAM ÜZERINDEKI BOYA LEKELERI
– Eğer lekeler küçükse, bunları jiletle kazıyarak çıkartabilirsiniz.
– Daha inatçı ve büyük boya lekelerini önce alkolle ıslatın, sonra jiletle kazıyın.
KUMAŞ ÜZERINDEKI BOYA LEKELERI
– Leke henüz oluşmuşsa, yani tazeyse en etkili temizleyici madde terebentindir.
– Leke kurumuşsa, sabunlu suyla yıkayın ve birkaç saat bu suda bırakın. Boya iyice yumuşayınca bir bıçakla kazıyın, sonra terebentinle silin.
BÖCEK ÖLÜLERI LEKE YAPMIŞSA
– Beyaz çamaşırlar: Çamaşır suyuyla yıkayın. – Renkli kumaşlar: Lekeyi ılık suyla ıslatın, sonra amonyaklı suyla fırçalayın.
CEVIZ LEKESI
Taze ceviz lekesinin ellerde bıraktığı sevimsiz lekeyi çıkarmak için pamuklu bir bez parçasını sirkeye batırıp lekelere sürtün. Sonra ellerinizi soğuk suyla yıkayın.
CEZVEDEKI LEKELER
Cezvenizdeki kahve lekelerini tuzla ovarsanız hemen çıkarlar.
ÇAMAŞIRLAR
Yeni çamaşırlar: Yeni çamaşırlarınızın apresini bozmak için, bunları sodalı veya tuzlu ılık suya batırın.
Kaynatırken: Çamaşır kaynatırken oluşan buharı önlemek için, tülbent içine koyduğunuz defne yapraklarını kaynama suyuna atınız.
Beyazlık: Beyaz çamaşırlarınızı kaynattığınız suya birkaç yumurta kabuğu atarsanız kar gibi beyaz olmalarını sağlarsınız.
Sararmışsa: Çamaşırlarınızın kat yerlerinde oluşan sarı çizgileri yok etmek için, bunları çiğ sütle ıslatın. Güneşte kuruttuktan sonra yıkayın.
Renk: Keten çamaşırlarınızın, nazik trikolarınızın, bluzlarınızın ilk günkü parlaklıklarını ve güzel renklerini devam ettirmek istiyorsanız, son durulama suyuna beyaz sirke ilave edin.
ÇAMUR LEKESI
Hiçbir zaman elbiseyi hemen fırçalamayın. Çünkü çamur lekesi genellikle kuruyunca hafif bir fırçalamayla çıkarlar. Eğer leke çıkmamakta ısrar ederse, eşit miktardaki su ve sirke karışımıyla silin.
ÇANTALAR
Deri çantalar
– Çantalarınızı cilalayarak yağmur lekelerine karşı koruyun.
– Eğer, bu kurala uymadınızsa ve yağmur çantanızda sevimsiz lekeler oluşturduysa, çantanızı kısa bir müddet kaynar su buharına tutun. Kurur kurumaz da, ihmal etmeden hemen cilalayın.
Güderi çantalar
Rutubet, güderi çanta ve eldivenlerinizde küf izleri oluşturabilir. Fakat gliserinle fırçalarsanız bu kusuru yok edebilirsiniz.
LekeÇikarmaZanaati.doc Created by KASA p. 6 of 11
ÇAY
Kumaş üzerindeki lekeler
– Beyaz kumaşta: Limon suyuyla silin. Sonra soğuk suyla durulayın.
– Renkli kumaşta : Taze lekeyi yumurta sarısını suyla karıştırarak ovuşturun. Leke eskiyse, gliserinli suyla silmeniz gerekir.
Halı üzerindeki lekeler: Eşit ölçekteki alkol ve sirke karışımıyla lekeli yerleri siliniz.
ÇIMENTO LEKESI
Yerdeki çimento lekelerinin üzerilerine sıcak alkol sirkesi dökün. Kuvvetli fırçaladığınızda yok olduklarını göreceksiniz.
ÇIKLET YAPIŞTIYSA
Kendimiz çiğnemesek de elbisemize her an bir çiklet yapışması olağandır. Çikletin yapıştığı yerin tam altına isabet eden yerine naylona sarılmış bir miktar buz koyun. Biraz bekleyin buzun soğutucu etkisiyle çiklet donar. Sonra bir fırçayla bu donan çikleti fırçalarsanız, hepsi yapıştığı yerden çıkar.
ÇIKOLATA LEKESI
Kumaş üzerindeki leke
– Çikolata lekesini temizlemenin en iyi yolu gliserinle ovuşturup yağ emici iki kağıt arasında bir müddet bırakarak yağının iyice emilmesini sağlamaktır.
– Eğer bu yeterli olmazsa ve lekelenen kumaş rengi bozulmayan cinsten ise lekeli kısmı suyla karıştırdığınız 90 derecelik alkolle silin.
Halı üzerindeki leke
Sabunlu suyla lekenin dış kısmından başlayarak içe doğru silin. Üzerine talk pudrası döküp bir müddet bekleyin. Süpürdükten sonra eşit miktarlardaki su ve alkol karışımıyla silin.
Etek ve Pantolondaki Parlaklıkların Giderilmesi
Kabuğu soyulmuş patatesi iyice yıkadıktan sonra ikiye bölün. Bu kestiğiniz tarafı kumaşın parlak yerine sürmeye başlayın. Birkaç kez tekrarladığınız bu işlemden sonra eteğinizi kurumaya bırakın. İyice kuruduktan sonra da bir fırçayla fırçalayın. Kumaştaki parlaklıktan eser kalmadığını göreceksiniz.
Fondöten Lekesi
Elbisenize bulaşan fondöten leke bırakmışsa, bunu etere batırılmış bir bezle silin. Oluşan hare sabunlu suyla yıkanınca yok olacaktır.
Kan Lekesi
Hiç denememeniz gereken usul kan lekesini çıkartmak için sıcak su kullanmaktır. Lekenin pişerek daha fazla yerleşmesine yol açar sıcak su. Oysa bazı özel yollarla kan lekelerini kolaylıkla çıkartabilirsiniz.
-Beyaz kumaşlarda: Lekeyi oksijenli suyla ıslatın. Sonra sabunlu ılık suda yıkayın.
-Renkli kumaşlarda: Nişastayı suyla karıştırarak bir hamur yapın. Bunu lekeli yere sürerek kurumasını bekleyin. Sonra fırçalayarak temizleyin. Bir başka usul de aspirin tabletini azıcık suyla eritip lekeli yeri bununla örtmektir. İyice kuruyunca fırçalayarak temizlersiniz.
-Halıda kan lekesi: Lekeli yerleri beyaz sirkeyle ovuşturun.
LekeÇikarmaZanaati.doc Created by KASA p. 7 of 11
KAHVE LEKESI
Leke henüz oluşmuşsa üzerine biraz tuz dökün.
Beyaz pamuklu kumaşta:Lekeyi sabunlu su ile çıkaramazsanız, oksijenli su ile silin. Bu da yeterli olmazsa çamaşır suyu kullanmaktan başka çareniz yok demektir.
Renkli kumaşta: Lekeyi çıkartmak için birkaç yol deneyebilirsiniz. -Lekeli kısma biraz gliserin sürün ve ılık suyla durulayın.
Nazik kumaşlar için: Şu karışımı deneyebilirsiniz. Sıcak suya bir yumurta sarısı ve birkaç damla gliserin katın. Bununla lekeli kısmı silin ve ılık suyla durulayın.
Halı üzerinde: Lekeli yeri, eşit miktarlardaki alkol ve beyaz sirke karışımıyla silin.
Cilalı ahşap üzerinde: Oksijenli suyla silin. Sonra lekeli yeri cilalayın .
MERMER ÜZERINDEKI LEKELER
Boyalı lekeler
Meyva, kahve, içki ve nikotin lekeleri içine birkaç damla amonyak katılmış çamaşır suyuyla ovuşturulunca yok olurlar. Sonra duru suyla silmeyi ihmal etmeyin.
Mürekkep lekesi
Birkaç damla amonyak ve %20 oranında oksijenli su karışımıyla lekeleri ovun. Kuruyunca mermerlerinizi yumuşak bir bezle parlatın.
Yağ lekeleri
Mermer üzerindeki yağ lekelerini çıkartmak için benzin kullanın. Ancak bu işi ateşten uzakta yapmayı sakın ihmal etmeyin.
Sararan mermerler
Sabunlu suyla silin. Sonra tuz katılmış limon suyuyla ovuşturun. Durulatıp kurutun.
PAS LEKELERI
Oksalit asit pas lekeleri için birebirdir. Bir kaşık oksalit asidi az miktardaki sıcak su içinde eritin. Buna batırdığınız bir bezle lekeli yerleri ovun.
Beyaz mermerler
Bol tuz ilave edilmiş limon suyuyla ovun. Bir fanila parçasıyla parlatın.
MEYVA LEKELERI
Beyaz kumaş üzerindeki leke
Lekeyi amonyaklı suyla yıkayın. Çıkmazsa, çamaşır suyu ilave ettiğiniz sabunlu suya batırıp lekeli kısmı ovuşturun.
LekeÇikarmaZanaati.doc Created by KASA p. 8 of 11
Renkli kumaş üzerindeki leke
-90 derecelik alkol, -Amonyak ilave edilmiş oksijenli su,
-Ekşimiş süt: İki-üç saat leke üzerinde bırakacağınız ekşimiş süt, meyva lekesini çıkartacaktır.
Renkli kumaş üzerindeki meyva lekelerini bu sıraladığımız malzemelerden elinizin altında bulunanı veya kolayınıza geleni ile temizleyebilirsiniz.
Sentetik kumaştaki leke
-Limon suyu -Beyaz sirke -Hafif amonyaklı su
Bu malzemelerden herhangi birisine batırdığınız bir pamuk parçasıyla lekeyi silin. Ancak bu işi yapmadan önce lekeli kısmın altına bir kumaş parçası koymayı unutmayın.
Yünlü ve ipekli kumaştaki leke
Lekeli kısmın altına su emen bir kumaş parçası yerleştirin ve Lekeyi beyaz sirkeyle silin.
Eldeki lekeler
Ellerinizdeki meyva lekelerini sirkeyle yıkar veya silerseniz kolayca çıkarabilirsiniz.
MOBILYALARDAKI LEKELER
Boyalı mobilyalarda;
Su lekeleri:Mantar tıpayla ovun.
Sinek pisliği: Kahve telvesiyle lekeleri silin veya sirkeyle ovun.
Şeker lekesi: Ilık suyla hafifçe sulndırılmış kahve telveleri kolayca temizler.
Cilalı mobilyalarda;
Su lekeleri: Eşit miktardaki zeytinyağı ve 90 derecelik alkolü karıştırıp buna batıracağınız bezle ovuşturursanız lekeleri yok edebilirsiniz. Eğer mobilyanızın cilası hafif bozulduysa zeytinyağı ve sigara külü karışımına batırdığınız bir bezle daireler çizerek yenileyin cilasını.
Sıcak tabak izi: Üzerine terebentin sürün ve kaynamamış ketenyağıyla ovun. Sonra temiz ve yumuşak bir bezle parlatın.
Mum lekeleri
Cilalı ahşapta: Bir karton parçasıyla kazıyarak mümkün olduğu kadarını çıkarın. Sonra sıcak suyla ovun. Eşit oranlardaki terebentin ve ketenyağı karışımına batırdığınız bezle lekeyi ıslatın. Kuruduktan sonra parlatın.
Vernikli mobilyada: Kartonla kazıdıktan sonra petrole batırdığınız bir bezle silin.
Örtüde: Mumun koparabildiğiniz kadarını kaldırın örtüyü yıkayın. Kuruduktan sonra ütülerken mum lekesinin bulunduğu yeri iki kurutma kağıdı arasına koyun.
LekeÇikarmaZanaati.doc Created by KASA p. 9 of 11
MÜREKKEP LEKESI
Deri eşya üzerinde: Biraz limon suyuyla lekeyi fırçalayın. Kağıt üzerinde: Lekeli kağıdın altına kurutma kağıdı koyun. Lekenin üzerine birkaç damla oksijenli su sıkın. Sonra kuru bir pamuk parçasıyla kurutun.
Kumaş üzerinde:
-Dayanıklı bir kumaşsa: Biraz limon suyu ve ılık sütle silin. Durulanınca leke yok olacaktır.
-Nazik bir kumaşsa: Leke kuruyunca, üzerine talk pudrası dökün. Kaybolana kadar fırçalayın.
-Beyaz çamaşırda: Hemen lekenin üzerine sulandırılmış hardalı yayın. Yarım saat kadar bekleyip, süngerle lekeli yeri yıkayın.
Mobilya üzerinde:
-Eğer leke tazeyse içine çiğ süt veya limon suyu ilave ettiğiniz sıcak su yeterli olacaktır.
-Leke eskiyse zımpara kağıdı ile kazıyın. Muntazam daireler çizerek mantar tıpayla parlatın.
PARMAKTAKI LEKELER
En etkilisi domates suyuyla ovmaktır.
Kırmızı mürekkep lekesi:Üzerine hardal sürüp birkaç saat öylece bırakın. Kırmızı mürekkep lekesinden sizi kurtaracak en iyi malzeme budur.
Nikotin
Eldeki nikotin lekeleri
-Leke belirsizse biraz limon suyu ile ovuşturmak size yeterli olacaktır.
-Leke daha ciddiyse çamaşır suyuna başvurmanız gerekir.
-Leke oldukça koyuysa şu hamurdan yararlanın: Bir çorba kaşığı bikoarbonat dö sud, bir çorba kaşığı ponza taşı pudrası ve birkaç damla limon suyunu karıştırın. Bununla elinizi iyice ovuşturun.
Kumaştaki nikotin lekesi:
Leke yok olana kadar 90 derecelik alkole batırdığınız bir bezle ovun.
Küllük üzerindeki lekeler
Yıkadığınız halde küllükteki lekeler çıkmadılarsa, bunları ince tuza batırdığınız bir mantar tıpayla ovun.
OJE LEKESI
-Aseton ile
-Veya eşit ölçülerdeki alkol ve eter karışımı ile çıkartabilirsiniz. Her iki halde de lekenin altına 4-5 kat katlanmış beyaz bir bez koyun. Lekeyi silerken bu bez kirleneceğinden, kirin elbiseye geçmemesi için, kontrol edin ve lekenin altına bezin temiz kısımlarının kaydırın. Leke hemen çıkmazsa bu işlemi bir daha tekrarlayın. Sonra asetonu uçurarak leke bırakmasını önleyin.
OT LEKESI
Lekeyi ıslattıktan sonra üzerine eşit miktarda sofra tuzu ve kırımtartar serpin. Güneşte kurusun.
LekeÇikarmaZanaati.doc Created by KASA p. 10 of 11
PAS LEKESI
Sentetik olmayan kumaşlardaki lekeler:
-Tuzlu limon suyuyla ovuşturun. Sonra içine biraz amonyak katılmış suyla silin ve durulayın. -Lekeli kısmı suyla ıslatın ve kaynar su buharına tutun. Kuzu kulağı ile ovun, sıcak su ile durulayın.
Sentetik kumaşlardaki pas lekeleri:
Diğer kumaşlardan daha çok dikkat gerekir, en etkili çözüm lekeli kısmı biraz limonla ovmaktır.
RUJ LEKESI
-Ruj lekeli kumaşı etere batırılmış bir pamukla silmek ve bu işlemi birkaç kez tekrarlamak gerekir. Ancak bu işlemi yaparken ateşten uzakta durmakta fayda vardır. Eter çok yanıcı bir maddedir.
-Lekenin üzerine sabun sürün ve bir saat öyle bırakın. Sonra yıkayın.
-Üzerine pamukla oksijenli su damlatın. Sonra suyla durulayın.
SEBZE AYIKLARKEN ELLERDEKI LEKELER
Sebzeleri ayıklarken ellerde oluşan lekeler, ellerimizi yıkadıktan sonra bile temizlenmezler. Fakat portakal kabuğuyla ovarsak hemen kurtuluruz bu sevimsiz lekelerden.
SÜT LEKESI
-Yıkanabilen kumaştaysa sabunlu bezle silin.
-Yıkanmaz kumaştaysa benzine batırılmış bir bezle bastırmadan silin. Elin hafif temasıyla benzini uçurun. Sonra ılık suda durulayın ve nemli bezle tersinden ütüleyin.
SU LEKESI
Bilirsiniz, su da leke yapar. İpekli ya da pamuklu kumaşlardaki su lekesini çıkartmak için lekeli yerleri bir bardak ya da şişenin dibiyle ovun. Fanilalarla yünlüleri ütülemek yeterlidir.
ŞARAP LEKESI
Beyaz kumaşta şarap lekesi:
-Kumaşı bir süre kaynamakta olan süte batırın sonra yıkayın.
-Örtünün üzerine dökülür dökülmez hemen tuz serpin. İlk yıkamada çıkacaktır. İnatçılık ederse, yıkama suyuna biraz çamaşır suyu katınız.
Renkli kumaşta şarap lekesi:
Lekeli kısmı amonyaklı soğuk suya batırın. Beyaz pamuklu örtüde: Hemen lekeli kısmı beyaz şarapla ıslatın.
TENTÜRDIYOT LEKESI
Leke yeni ise, alkol yararlıdır. Eğer eski ise, benzin vb. şeyler ya da oksijenli su kullanılır.
TEREYAĞI LEKESI
-Sentetik kumaşta: Sabunlu su yeterli olacaktır.
Pamuklu ve beyaz kumaşta: Yıkamadan önce kuru sabun sürtün.
LekeÇikarmaZanaati.doc Created by KASA p. 11 of 11
Yünlü veya ipeklide: Talk pudrası ve tebeşir tozundan yararlanın.
TERLEME LEKESI
-Beyaz renkli elbiselerde: Asitoksalitle silin. Durulayın, sonra oksijenli su ile silin.
-Nazik kumaşlarda: Hafif amonyaklı veya limonlu su yeterli olabilir.
-Yünlü kumaşta: Kumaşı birkaç saat sirkeli soğuk suda bırakarak lekeleri temizleyebilirsiniz.
ÜTÜDE SARARAN ÇAMAŞIR
Sararan kısmı nemlendirin. Üstüne mısır nişastası serpin. Sonra yine bir bez aracılığıyla ütünüzle kurutun. Leke yok olacaktır. Bir başka yol da sararan kısmı oksijenli su ile ıslatıp, yine ütüyle kurutmaktır.
YAĞ LEKESI
Sıçrayan yağlar:
Kızartma yaparken ne kadar dikkat etsek de tamamen engelleyemeyiz. Bunları temizlemek için en etkili temizleyici ispirtodur.
ZEYTiNYAGI LEKESi ni elbiseden çıkartmak için sakın su ya da kolonya kullanmayın. Hemen bir lokma ekmek içini yuvarlayıp lekenin üstünde gezdirin. Çıkacaktır.
YUMURTA LEKESI
-Yumurta lekelerini çıkartmak için suyu soğuk olarak kullanmanız şarttır.
-Genellikle sabunlu su yeterli oluyorsa da beyaz kumaşlarınız için biraz çamaşır suyu ilave edebilirsiniz.
-Kesik limonla lekeli yerleri ovun.
-Suda haşlayarak ezdiğiniz bir parça patatesle ovuşturun.
-İçinde çakıl bulunmayan nemli toprakla yumurta lekelerini silin.
ZAMK LEKESI
Çıkartmak istediğiniz lekenin altına su emici bir kumaş parçası koyun ve lekeli kısmı beyaz sirkeye batırılmış bir bezle silin sonra durulayın.
ZIFT LEKESI
Üstüne vazelin sürüp bir saat bekletmek sonra da lekeyi her eczaneden rahatlıkla bulabileceğiniz eterle silmeniz gerekmektedir.

Not: Bu bilgileri bana bir arkadasim mail olarak yolladi, fotoyu da netden bularak sizinle paylasiyorum.